

1520'lerin ortasında Piri Reis, Kitab-ı Bahriye'nin çok daha zengin ve gösterişli bir nüshasını hazırlamaya başladı. Bu ikinci nüsha, Sadrazam Pargalı İbrahim Paşa'nın teşvikiyle, Kanuni Sultan Süleyman'a sunulmak üzere özenle düzenlendi. 1526 yılında tamamlanan bu eser, ilkine göre hem daha kapsamlı hem de sanatsal açıdan çok daha süslüydü. İkinci nüsha yaklaşık 210 bölüme genişletilmişti. Akdeniz kıyılarının betimlemesi daha ayrıntılı hale getirilmiş, manzum bir önsöz ve sonsöz eklenmişti. Piri Reis bu nüshaya, ilk versiyonda bulunmayan yeni bilgiler de kattı: Portekiz ve İspanya denizcilerinin keşif yolculukları, Hint Okyanusu ve Amerika hakkında bilgiler, pusula kullanımı ve yıldızlarla yön bulma teknikleri. Bu nüsha, Osmanlı minyatür sanatının en güzel örneklerinden biri haline getirildi. Şehirler, limanlar ve kıyılar, renkli ve incelikli minyatürlerle resmedildi. Eser, bir denizcilik kılavuzu olmanın yanı sıra, bir sanat eseri ve bir saray armağanı niteliği kazandı. Piri Reis, pratik bilgisini sarayın görkemine yaraşır bir biçime sokmuştu. Kitab-ı Bahriye'nin Kanuni Sultan Süleyman'a sunulması, Piri Reis'in saray çevresindeki itibarını pekiştirdi. Osmanlı'nın en güçlü döneminde, en güçlü sultanına denizlerin bir haritasını sunmak, denizciliğin imparatorluk için taşıdığı önemi de simgeliyordu. Piri Reis, artık yalnızca bir kaptan değil, sarayın tanıdığı bir bilim insanıydı. Kitab-ı Bahriye'nin her iki nüshası da yüzyıllar boyunca elden ele dolaştı, kopyalandı ve denizciler tarafından kullanıldı. Bugün dünyanın çeşitli kütüphanelerinde bu eserin nüshaları korunur. Piri Reis'in adı, bu kitap sayesinde yalnızca bir harita çizen olarak değil, denizciliği bir bilim dalı gibi yazıya geçiren bir usta olarak tarihe geçti.