


Yüzyılın dönümünde Osman Hamdi Bey, ressamlığının en güçlü ve en tartışmalı yapıtlarından birini ortaya koydu: 'Mihrap'. 1901 tarihli bu tablo, onun resimlerindeki sembolik derinliğin en açık örneğidir. Tabloda, bir caminin mihrabının önüne yerleştirilmiş yüksek bir kürsünün üzerinde oturan genç bir kadın görülür. Mihrap, normalde imamın cemaate namaz kıldırdığı, Kâbe yönünü gösteren kutsal noktadır. Kadının ayaklarının dibine, yerlere savrulmuş büyük dinî kitaplar serilmiştir. Kadının elinde bir tütsü kabı, yüzünde düşünceli ve güçlü bir ifade vardır. Resmin anlamı üzerine sanat tarihçileri uzun yıllardır tartışıyor. Kimileri tabloyu, geleneksel düzenin tersine çevrilmesi — bir kadının kutsal mekânın merkezine, otoritenin simgesel tahtına oturtulması — olarak okur. Kimileri için bu, bilginin ve kadının yüceltilmesidir. Kesin olan şu ki, Osman Hamdi burada yalnızca güzel bir sahne resmetmiyor; bir fikir, bir gerilim, bir soru ortaya atıyor. Mihrap, Osman Hamdi'nin resimlerinin neden basit oryantalist tablolardan ayrıldığını gösterir. Onun yapıtları seyirlik dekorlar değil, üzerinde düşünülmesi gereken kompozisyonlardı. Çini desenlerinin, hat levhalarının ve mimari ayrıntıların kusursuz işçiliği, tablonun entelektüel yükünü taşıyan sağlam bir zemin oluşturur. Bu dönemde Osman Hamdi, 'İki Müzisyen Kız', 'Kur'an Tilaveti' ve 'Arzuhalci' gibi yapıtlar da üretti. Hepsinde aynı yaklaşım vardır: titiz bir gerçekçilik, zengin bir mimari arka plan ve düşünen, eyleyen, varlığıyla mekânı dolduran insan figürleri. Osman Hamdi, fırçasıyla bir bakıma müzecilik yapıyordu — Doğu'nun mimarisini ve insanını tuvale kaydediyordu.