Osman Hamdi Bey, Osmanlı İmparatorluğu'nda güzel sanatlar eğitiminin kurumsallaşması gerektiğine inanıyordu. Kendisi Paris'te bir ressam olarak yetişmişti; ama memleketinde, resim, heykel ve mimarlık öğrenmek isteyen bir gencin gidebileceği gerçek bir akademi yoktu. Bu boşluğu kapatmak için harekete geçti. 1882'de kuruluş çalışmalarına başlanan Sanayi-i Nefise Mektebi, 2 Mart 1883'te resmen öğretime açıldı. Osman Hamdi, okulun hem kurucusu hem de ilk müdürü oldu. Bu kurum, bugün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olarak yaşamaya devam ediyor; Türkiye'de modern sanat eğitiminin köküdür. Okulun ilk binası, kurmakta olduğu müzenin hemen yanında, Çinili Köşk'ün yakınında yer alıyordu. Bu yakınlık simgesel bir anlam taşıyordu: geçmişin eserlerini koruyan müze ile geleceğin sanatçılarını yetiştirecek akademi yan yana duruyordu. Osman Hamdi için sanat, geçmişle gelecek arasında kurulan bir köprüydü. Sanayi-i Nefise Mektebi'nde resim, heykel, mimarlık ve hakkâklık (gravür) gibi dallarda eğitim verildi. Osman Hamdi, eğitim kadrosuna hem yabancı hem Osmanlı uzmanları aldı; çağdaş Avrupa akademilerinin müfredatını örnek aldı. Modelden çalışma, perspektif, anatomi gibi dersler, Türk gençlerine ilk kez sistemli biçimde öğretildi. Bu okul, ileride Türk resminin büyük isimlerini yetiştirecek olan kurumun çekirdeğiydi. Osman Hamdi, bir tek tablo değil, gelecek kuşakların binlerce tablosunu mümkün kılan bir kurum bırakıyordu ardında. Müzeci, ressam ve şimdi de bir eğitimci olarak, Osmanlı'nın kültürel kurumlarını tek tek inşa ediyordu.