1870'lerin başında İstanbul'a dönen Osman Hamdi Bey, başkentin idari ve kültürel hayatında çeşitli görevler üstlendi. Saray protokol işlerinde, teşrifat dairesinde görev yaptı; devletin üst düzey yazışmalarının ve törenlerinin içinde yer aldı. Babasının açtığı yolda bir devlet adamı olarak ilerliyordu. 1873'te Osmanlı İmparatorluğu, Viyana'da düzenlenen Dünya Sergisi'ne katıldı. Osman Hamdi, bu serginin Osmanlı bölümünün hazırlanmasında önemli bir rol aldı. Sergi için, imparatorluğun farklı bölgelerindeki halk kıyafetlerini ayrıntılı biçimde tanıtan kapsamlı bir kitap hazırlandı: 'Elbise-i Osmaniyye'. Fotoğraflarla zenginleştirilen bu çalışma, Osmanlı'nın kendi kültürel çeşitliliğini bilimsel bir gözle belgelemesinin erken ve değerli bir örneğiydi. Bu yıllar, Osman Hamdi'nin yalnızca bir bürokrat ya da yalnızca bir ressam değil, kültürel bir vizyon sahibi bir aydın olarak olgunlaştığı dönemdi. Avrupa'nın sergilerini, müzelerini ve eğitim kurumlarını yakından görmüş biri olarak, Osmanlı'nın da kendi kültürel mirasını derleyip toparlamasının, sergilemesinin ve gelecek kuşaklara aktarmasının gerektiğine inanıyordu. 1875'te, İstanbul'un Anadolu yakasındaki Kadıköy'ün ilk belediye başkanı (şehremini) oldu. Bir yıl kadar süren bu görevde, modern bir şehir yönetiminin ilk adımlarıyla uğraştı. Küçük ama simgesel bir görevdi bu: Osman Hamdi, hayatının her aşamasında yeni kurumların kuruluşunda yer alıyordu. Resim çalışmaları da hiç durmadı. İstanbul'a yerleştikten sonra atölyesinde üretmeyi sürdürdü; figürlü kompozisyonlar, portreler ve Doğu yaşamından sahneler üzerinde çalıştı. Önündeki büyük görev — Osmanlı'nın ilk gerçek müzesini kurmak — artık çok yakındı.