
Askerî zafer kazanılmıştı; ama bağımsızlığın masada da kabul ettirilmesi gerekiyordu. Bunun önündeki ilk engel, ülkede iki başlı bir yapının sürmesiydi: Ankara'da TBMM hükümeti, İstanbul'da ise saltanat duruyordu. İtilaf Devletleri, Lozan Konferansı'na hem İstanbul'u hem Ankara'yı çağırarak Türk tarafını bölmek istedi. Mustafa Kemal bu oyunu kökünden bozdu. 1 Kasım 1922'de TBMM, onun öncülüğünde saltanatı kaldırdı. Altı yüz yıllık Osmanlı hanedanının siyasi iktidarı resmen sona erdi; son padişah Vahdettin kısa süre sonra ülkeden ayrıldı. Artık Türkiye'yi temsil edecek tek meşru irade Ankara'ydı. Lozan Konferansı, 20 Kasım 1922'de İsviçre'nin Lozan kentinde başladı. Türk heyetine, İnönü zaferlerinin komutanı İsmet Paşa başkanlık ediyordu. Görüşmeler son derece çetin geçti; kapitülasyonlar, Musul, azınlıklar, boğazlar, savaş tazminatı gibi konularda aylarca süren bir mücadele yaşandı. İsmet Paşa'nın inatçı ve sabırlı diplomasisi, Ankara'dan aldığı kararlı destekle birleşti. 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma, Sevr'i tarihe gömüyor; yeni Türkiye devletinin sınırlarını, tam bağımsızlığını ve egemenliğini uluslararası alanda tescil ediyordu. Kapitülasyonlar kaldırıldı, Türkiye eşit bir devlet olarak dünya sahnesindeki yerini aldı. Lozan, bir savaşın değil, bir kuruluşun da diplomatik mührüydü. Geriye yalnızca yeni devletin biçimini ilan etmek kalmıştı.