
Samsun'dan sonra Mustafa Kemal, Millî Mücadele'yi meşru bir zemine oturtmak için kongreler dönemini başlattı. Önce 8 Temmuz 1919 gecesi, askerlik görevinden ve resmî sıfatlarından istifa etti — artık devletin değil, doğrudan milletin bir ferdi, bir gönüllü olarak hareket edecekti. "Bundan sonra mukaddes davamız için her türlü fedakârlıkla çalışacağıma... söz veririm" dedi. 23 Temmuz 1919'da Erzurum Kongresi toplandı. Doğu illerinin temsilcilerinin katıldığı bu kongre, vatanın bütünlüğünü ve milletin bağımsızlığını ilan etti; "Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz" ilkesini benimsedi. Mustafa Kemal kongre başkanı seçildi. Ardından 4 Eylül 1919'da Sivas Kongresi toplandı. Bu kez tüm yurttan gelen delegeler bir araya geldi; dağınık direniş örgütleri "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" çatısı altında birleştirildi. Manda ve himaye fikirleri kesin biçimde reddedildi. Millî Mücadele artık tek bir merkezden, tek bir iradeyle yönetilebilecekti. Kongrelerin ardından hareketin merkezi Ankara'ya taşındı. 27 Aralık 1919'da Mustafa Kemal ve arkadaşları, halkın coşkulu karşılaması arasında Ankara'ya girdiler. İç Anadolu'nun ortasındaki bu mütevazı kasaba, bir kurtuluş hareketinin başkenti olmaya hazırlanıyordu. İstanbul'da toplanan son Osmanlı Meclis-i Mebusanı, 28 Ocak 1920'de Mustafa Kemal'in hazırladığı esaslara dayanan Misak-ı Millî'yi (Millî Ant) kabul etti. İtilaf Devletleri buna 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal ederek ve Meclis'i dağıtarak karşılık verdi. Artık milletin sesinin duyulacağı tek yer Ankara olacaktı.