Murat Göğebakan'ın hayatı, müzik kariyerinin en verimli dönemlerinden birinde, beklenmedik ve zorlu bir haberle sarsıldı. 2009 yılında, bir hastane ziyareti sırasında yapılan tetkikler sonucunda kendisine kan kanseri — lösemi — teşhisi konuldu. Böyle bir haber, hangi yaşta, hangi koşulda gelirse gelsin, bir insanın hayatını kökünden değiştirir. Murat Göğebakan henüz kırklı yaşlarının başındaydı; sanatının zirvesinde, sevenleriyle dolu salonlarda söylüyor, yeni şarkılar üretiyordu. Hastalık teşhisi, bu parlak akışın ortasına düşen ağır bir gerçekti. Önünde artık yalnızca müzik değil, uzun ve yorucu bir tedavi süreci de vardı. Murat Göğebakan, bu zorlu haberle karşılaştığında çöküp pes etmedi. Hastalığını, hayatından silinmesi gereken bir utanç gibi değil, mücadele edilecek bir gerçek gibi karşıladı. Tedavi sürecine başladı; kemoterapi, hastane günleri, doktor kontrolleri artık hayatının bir parçasıydı. Ama o, bu süreçte bile kimliğinin merkezindeki şeyi — sanatçı oluşunu, sevgi dolu duruşunu — korumaya çalıştı. Bu dönem, Murat Göğebakan'ın hem en kırılgan hem de en güçlü yanını ortaya çıkardı. Bir yandan ölümcül bir hastalıkla yüz yüzeydi; öte yandan, hayata ve müziğe olan bağlılığı hiç azalmadı. Sevenleri için o, artık yalnızca güzel şarkılar söyleyen bir sanatçı değil, aynı zamanda büyük bir cesaretle hastalığına direnen bir insandı. Onun bu mücadelesi, müziği kadar, belki müziğinden de fazla, insanların yüreğine dokunacaktı.