Lösemi teşhisinin ardından geçen yıllar, Murat Göğebakan için zorlu bir tedavi sürecinin yanında, müziğe ve hayata olan bağlılığının da en açık biçimde görüldüğü bir dönem oldu. Hastalık onun bedenini yıpratıyordu; ama sanatçı ruhunu teslim alamadı. Murat Göğebakan, tedavi gördüğü dönemlerde bile kendini müzikten tamamen koparmadı. Sağlığının izin verdiği zamanlarda stüdyoya girdi, yeni çalışmalar üzerinde uğraştı, sahneye çıktı. 2010 yılı civarında tedavisinde olumlu bir döneme girdiği, hastalığının kontrol altına alındığı yönünde haberler dinleyicilerini sevindirdi. O, bu iyileşme dönemlerini yeniden müzik yapmak için bir fırsat olarak değerlendirdi. Bu yıllarda Murat Göğebakan'ın duruşu, sevenleri için bir ilham kaynağı oldu. Bir insanın ölümcül bir hastalıkla mücadele ederken bile sanatına, üretkenliğine, hayata bu kadar sıkı sarılması, kolay rastlanır bir şey değildi. O, hastalığını bir bahane, bir sığınak yapmadı; aksine, kalan zamanını sevdiği işi yaparak, sevenlerine dokunarak değerlendirmeyi seçti. Murat Göğebakan'ın bu dönemdeki sözlerinde ve davranışlarında, hayata karşı bir kırgınlık değil, derin bir şükran ve sevgi vardı. 'Sevgi adamı' lakabı, belki de en çok bu yıllarda hak edildi. Çünkü o, en zor günlerinde bile çevresine sevgiyle bakmayı, sahnede ve hayatta umudu söylemeyi sürdürdü. Hastalık ona çok şey aldırmıştı; ama içindeki o sıcaklığı, o üretme isteğini söndürememişti.