
3 Nisan 2015 sabahı, saat 08:00 sularında, Kayahan İstanbul'da bir hastanede hayata gözlerini yumdu. 66 yaşındaydı. Çeyrek asrı aşan kanser mücadelesi, son aylarında solunum yetmezliğinin de eklenmesiyle sona ermişti. Türk pop müziği, en sevilen söz yazarını ve bestecisini kaybetmişti. Kayahan'ın ölüm haberi, bütün Türkiye'yi derin bir hüzne boğdu. O, sıradan bir pop yıldızı değildi; on yıllar boyunca milyonlarca insanın aşkına, ayrılığına, özlemine eşlik etmiş, onların duygularına ses olmuş bir sanatçıydı. Onun şarkıları, bir neslin değil, birkaç neslin ortak hafızasıydı. Bu yüzden ölümü, yalnızca hayranlarını değil, bütün bir ülkeyi yasa boğdu. Kayahan'ın cenazesi, İstanbul'da düzenlenen törenlerle uğurlandı. Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda sanat dünyasının ve sevenlerinin katıldığı bir anma töreni yapıldı; ardından Teşvikiye Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından sanatçı, vasiyeti uyarınca İstanbul'daki Kanlıca Mezarlığı'na, aile kabristanına defnedildi. Cenaze törenine, devletin en üst düzey isimleri de dahil olmak üzere binlerce insan katıldı. Kayahan, geriye eşi İpek Açar'ı, kızları Beste'yi ve Aslı Gönül'ü bıraktı. Ama asıl mirası, çok daha geniş bir aileye — onu dinleyen, onun şarkılarıyla büyüyen, sevdalanan, ağlayan, mutlu olan milyonlara — kalmıştı. 'Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerde buluşuruz' demişti bir zamanlar. 3 Nisan 2015'te o yolun bir dönemeci kapandı; ama sevgiden geçen o yol, onun şarkılarında, hâlâ açık ve aydınlık kalmaya devam etti.