
1481 baharında Fatih Sultan Mehmet, yine büyük bir sefer hazırlığı içindeydi. Ordusunu İstanbul'un Anadolu yakasında, Üsküdar üzerinden topladı ve Gebze yönüne hareket etti. Seferin asıl hedefi gizli tutulmuştu; kimi kaynaklar Memlûk Devleti'nin, kimileri ise yarım kalan İtalya seferinin amaçlandığını söyler. Ancak padişah, yıllardır gut hastalığından ve ayaklarındaki ağrılardan muzdaripti. Yola çıktıktan kısa süre sonra rahatsızlığı ağırlaştı. 3 Mayıs 1481'de, Gebze yakınlarındaki Hünkârçayırı denilen mevkide, henüz kırk dokuz yaşındayken hayatını kaybetti. Ölümünün ardında, zehirlendiğine dair rivayetler de dolaştı; ancak bu iddialar kesin olarak kanıtlanamadı. Padişahın ölümü bir süre ordudan ve halktan gizlendi; çünkü iki şehzade, Bayezid ve Cem arasında taht kavgası çıkması bekleniyordu. Nitekim Fatih'in naaşı İstanbul'a getirildikten sonra, oğulları arasında uzun ve sancılı bir mücadele yaşandı; sonunda II. Bayezid tahta çıktı. Fatih Sultan Mehmet, kendi kurduğu Fatih Camii'nin yanındaki türbeye defnedildi. Geride, bir beylikten cihan imparatorluğuna dönüştürdüğü bir devlet, üç kıtaya yayılan topraklar, yeni bir başkent, medreseler ve bir kanunnâme bıraktı. Kılıcı kadar kitabıyla da anılan bu hükümdar, açtığı çağın adını taşımayı sürdürdü.