
Cemal Süreya, 9 Ocak 1990'da İstanbul'da hayatını kaybetti. Uzun süredir mücadele ettiği şeker hastalığının yol açtığı bir koma, elli sekiz yaşındaki şairin ömrünü sona erdirdi. Cenazesi 11 Ocak 1990'da, Şişli Camii'nde kılınan öğle namazının ardından İstanbul'da toprağa verildi. Ölümü, Türk edebiyat dünyasında derin bir boşluk bıraktı. İkinci Yeni'nin en sevilen sesi, aşkın ve kadının şairi, usta bir denemeci ve çevirmen, bir kuşağı besleyen 'Papirüs'ün editörü aramızdan ayrılmıştı. Ama Cemal Süreya, arkasında sönmeyecek bir miras bırakmıştı. Ölümünden hemen sonra, 1990'da, bütün şiirlerini bir araya getiren 'Sevda Sözleri' yayımlandı. Bu kitap, onun şiir evreninin tümünü tek bir cilde topluyordu ve yıllar içinde Türkçenin en çok satan, en çok okunan şiir kitaplarından biri oldu. 'Üvercinka'dan son şiirlerine kadar uzanan bütün bir ömrün dizeleri, 'Sevda Sözleri' adıyla kuşaktan kuşağa aktarıldı. Cemal Süreya'nın asıl şaşırtıcı yanı, ölümünden sonra popülerliğinin azalmak yerine artması oldu. 2000'lerden itibaren, özellikle internet ve sosyal medya çağında, onun dizeleri yeniden ve büyük bir coşkuyla keşfedildi. 'Hiçbir şey eskimiyor sende / Gözlerin daha bu sabah göğe bakan' gibi imgeleri, gençlerin paylaşımlarında, mesajlarında, alıntılarında dolaşmaya başladı. Bugün Cemal Süreya, sosyal medyada en çok alıntılanan Türk şairlerinden biridir. Aşkı yazışının o cesareti, sıcaklığı ve inceliği, doğduğu dağ kasabasından ve 1938'in sürgün acısından çok uzaktaki yeni nesilleri bile derinden etkiliyor. Bir sürgün çocuğu olarak başlayan ömür, ölümünden onlarca yıl sonra bile sevenlerin dilinde yaşayan dizelere dönüştü. Cemal Süreya, gerçekten de kendi dizesindeki gibi, hiç eskimedi.