Belgin'in profesyonel sahne hayatı, planlanmış bir kariyer adımı olarak değil, bir gece kulübünde, arkadaşlarının teşvikiyle başladı. Ankara'da, eğlence mekânlarının canlı olduğu o yıllarda, arkadaşlarıyla birlikte gittiği bir gece kulübünde sahneye çıkması istendi. Mikrofonun karşısına geçti ve söyledi. O ilk sahne, Belgin'in hayatının yönünü değiştirdi. Sesindeki güç, ifadesindeki içtenlik, dinleyenleri etkiledi. Mekânın işletmecisi, bu genç kadının yeteneğini fark etti ve ona düzenli olarak sahnede söyleme teklifi yaptı. Konservatuvar hayali yarıda kalan Belgin için, müziğin kapısı şimdi bambaşka bir yerden, gazino ve gece kulübü dünyasından yeniden aralanıyordu. Gazino sahneleri, o dönemin Türkiye'sinde önemli bir kültürel alandı. Burası, halkın müzikle, eğlenceyle, duyguyla buluştuğu canlı bir dünyaydı; ama aynı zamanda genç bir kadın için kolay olmayan, ölçüsünü iyi tutması gereken zorlu bir ortamdı. Belgin, bu dünyaya yeteneğine güvenerek adım attı. Sahneye çıkmaya başladığı bu yıllar, onun için hem bir geçim kapısı hem de uzun süre özlemini çektiği bir ifade alanı oldu. Akademinin değil, gerçek seyircinin önündeydi artık; her gece, canlı bir dinleyici kitlesiyle, anılarla ve duygularla yüz yüzeydi. Belgin Sarılmışer'in sesi, bu sahnelerde olgunlaşmaya, kendi rengini bulmaya başladı. Geriye, bu sese bir ad bulmak kalmıştı.