
Veysel'in ölümünden sonra adı ve sanatı, dilediği gibi, dünyada kaldı. Vefatının ertesi günü, ailesinin izniyle Ahmet Özdemir ve arkadaşları onun ölüm maskını aldılar; bu mask, ileride dikilecek anıtlar için kullanılacaktı. Hürriyet gazetesinin başlattığı kampanyada 335 bin lira toplandı: 200 bin lirası Veysel'in heykeli için harcandı, kalanı Sivrialan'daki okula bağışlandı. 1982'de, Kültür Bakanlığı'nın girişimiyle, Veysel'in Sivrialan'daki evi halka açıldı ve ev-müzeye dönüştürüldü. O yoksul köy evi, artık ozanın hayatının, sazının, eşyalarının ve hatırasının yaşatıldığı bir mekândı; her yıl yurdun dört bir yanından insanlar oraya, bir saygı duruşu için geliyordu. Köyün girişine, Şarkışla'nın merkezine onun heykelleri dikildi; adı okullara, kütüphanelere, kültür merkezlerine verildi. Veysel'in mirası Türkiye'nin sınırlarını da aştı. 2008'de gitar virtüözü Joe Satriani, bir albümünde Veysel'e adanmış iki parçaya yer verdi. 2017'de 123. doğum günü bir Google Doodle ile anıldı. 2023'te, ölümünün 50. yılında, Türkiye'nin yanı sıra Azerbaycan, Macaristan, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Makedonya, Ukrayna ve Özbekistan'ın desteğiyle UNESCO'ya bir 'anma yılı' önerildi. Eşi Gülizar, ondan on sekiz yıl sonra, 1991'de 105 yaşında vefat etti; geride 22 torun ve tükenmez bir miras kaldı. Âşık Veysel, gözleri görmeyen bir köy çocuğuydu; ama onun gönlü, bütün bir yurdu, onun acısını ve sevincini, toprağını ve insanını gördü. 'Uzun ince bir yoldayım' dediği o yol bitti; ama 'Dostlar beni hatırlasın' dileği, her 21 Mart'ta, her saz tınısında, her okunan türküde yeniden gerçekleşiyor. Sivrialan'ın kör âşığı, kara toprağa karıştı — ama Türkçenin ve Anadolu'nun ortak hafızasında, hiç sönmeyen bir ışık olarak yaşıyor.