İlk albümün başarısının ardından Murat Göğebakan, üst üste yeni çalışmalarla dinleyicinin karşısına çıktı. 1998 ve sonrasındaki albümleriyle adını pekiştirdi; ama bu dönemde onun sanatçı kimliğinin en güçlü imzalarından biri olacak şarkı 'Kalbim Yaralı' oldu. 'Kalbim Yaralı', adından da anlaşılacağı gibi, kırılmış bir kalbin, yarım kalmış bir sevdanın şarkısıdır. Murat Göğebakan bu şarkıyı söylerken, sözcükleri yalnızca seslendirmiyor, sanki kendi yarasını da açıyordu. Onun yorumundaki o doğrudan, süssüz, içten acı, dinleyicinin kendi yaralarına dokunuyordu. Şarkı kısa sürede dilden dile dolaştı; düğünlerde, hüzünlü gecelerde, ayrılık anlarında insanların dudağında yankılandı. Bu şarkı, Murat Göğebakan'ın müziğindeki o özel dengenin de en güzel örneklerinden biriydi: arabeskin yürek yakan, acıyı saklamayan duygusu ile rock müziğin enerjisi ve modern dokusu, onun sesinde tek bir bütün hâline geliyordu. O, ne tam bir arabesk sanatçısıydı ne de tam bir rockçı; ikisinin arasında, kendine ait bir yerde duruyordu. İşte bu özgün duruş, onu unutulmaz kılan şeydi. 'Kalbim Yaralı' zamanla Murat Göğebakan adıyla özdeşleşti. Yıllar sonra bile, onun adı anıldığında akla ilk gelen şarkılardan biri oldu; yeni kuşaklar tarafından yeniden yorumlandı, dijital platformlarda milyonlarca kez dinlendi. Yaralı bir kalbin sesini bu kadar içtenlikle söyleyebilmek, Murat'ın en büyük yeteneğiydi; ve bu şarkı, o yeteneğin en kalıcı kanıtlarından biri olarak kaldı.