Murat Göğebakan'ın fiziksel yokluğu, onun varlığını sevenlerinin gönlünden silmedi. Tam tersine, vefatının ardından geçen yıllar, onun müziğinin ne kadar köklü, ne kadar kalıcı olduğunu gösterdi. O, bir dönemin değil, kuşakların sanatçısı oldu. Murat Göğebakan'ın şarkıları — 'Kalbim Yaralı', 'Vurgunum', 'Yaralı', 'Ay Yüzlüm', 'Vazgeçilmiyor', 'Diğer Yarım' ve daha niceleri — vefatından sonra da dinlenmeye devam etti. Dijital müzik platformlarında onun eserleri on milyonlarca kez çalındı; özellikle 'Vurgunum' ve 'Yaralı' gibi şarkılar, onu hiç tanımamış genç dinleyiciler tarafından bile keşfedildi ve sevildi. Bir sanatçının ölümünden sonra dinleyici kitlesinin büyümesi, o sanatın zamana direndiğinin en güçlü kanıtıdır. Murat Göğebakan, Anadolu rock müziğinin tarihinde kendine özgü bir yer edindi. O, arabeskin yürek yakan içtenliği ile rock'ın özgür enerjisini birleştiren, ikisinin arasında kendi sesini kuran bir köprü sanatçıydı. Camianın ona yakıştırdığı 'ağabey' sıfatı ve kendisinin benimsediği 'sevgi adamı' lakabı, onun yalnızca bir ses değil, aynı zamanda bir duruş, bir kişilik olarak hatırlandığını gösteriyor. Murat Göğebakan'ın hikâyesi, yalnızca bir müzisyenin hikâyesi değildir. Adana'da başlayan, emekle ve yetenekle yükselen, zirveye ulaştıktan sonra ağır bir hastalıkla yüzleşen ve bu mücadeleyi onurla, sevgiyle, müziğe bağlı kalarak veren bir insanın hikâyesidir. O, bize hem güzel şarkılar hem de zor günlerde nasıl ayakta kalınacağına dair sessiz bir ders bıraktı. Sesi sustu; ama söylediği sevgi, hâlâ yankılanıyor.